Amerikalı analist Edward Fishman, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı birkaç hafta kapatma tehdidi sayesinde, JCPOA (İran Nükleer Anlaşması) kapsamında elde ettiği tüm imtiyazlardan daha fazlasını kazandığını ifade etti.
Dün Barak Ravid, ABD Hazine Bakanı’nın açıklamalarına tepki olarak şunları yazdı: ABD, İran’ın yaklaşık 14 milyar dolarlık petrol geliri elde etmesine izin veriyor. Bu, Washington’dan Tahran’a verilen büyük bir mali tavizdir ve tüm bunlar, İran’a karşı yürütülen savaşın ortasında gerçekleşmektedir.
Scott Bessent ise daha önce yaptığı açıklamada, İran’a ait 140 milyon varillik yüzer petrol stokuna uygulanan yaptırımların kaldırıldığını ve bunun petrol fiyatlarını düşürmek amacıyla İran petrolünün kullanılmasını sağlamak için yapıldığını söylemişti.
Artık yalnızca ABD’nin petrol fiyatlarını düşürmek için İran petrolüne yönelmesi değil, aynı zamanda farklı medya kuruluşlarının da İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden elde ettiği petrol ve transit gelirlerini hesaplamaya başlaması dikkat çekmektedir.
Hürmüz’ün faturası kabarıyor
Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin durması nedeniyle enerji krizinin faturası ağırlaşıyor. ABD’li finans devi Goldman Sachs, krizi ‘tarihin en büyük petrol arz şoku’ olarak tanımladı. Birçok ülke, evden çalışma ve yakıt limiti gibi uygulamaları hayata geçirmeye başladı.
Dünyanın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda trafiğin durması, arz sıkıntılarını büyütmeye devam ediyor. ABD’li finans kuruluşu Goldman Sachs’ın, “tarihin en büyük petrol arz şoku” olarak tanımladığı kriz nedeniyle piyasalarda ve dünya basınında tedirginlik yükseliyor. Petrol ve akaryakıt stokları tükenen ülkeler, çeşitli tedbirlere başvuruyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), hükümetlere petrol krizine karşın toplu taşıma kullanımını yaygınlaştırma ve evden çalışma düzeni gibi önlemler tavsiye etti. Slovenya, Avustralya gibi ülkelerde akaryakıt stoku kalmadı. Slovenya, benzin istasyonlarında yakıt kalmaması nedeniyle insanların satın alabileceği haftalık yakıt miktarını 30 litre ile sınırladı.
TİCARİ KULLANIM KISILDI
Hindistan’ın ithal gaz akışı darbe aldı. LNG’sinin yüzde 80-85’ini Körfez’den tedarik eden Hindistan, evsel kullanımı korumak için ticari kotayı kıstı.
Mısır, haftada bir gün evden çalışma ve AVM’lerin erken kapatılması sistemine geçti.
FİRMALAR ÇARŞAMBA GÜNLERİ KAPALI OLACAK
Nepal’de yemek pişirme gazı için uzun kuyruklar oluştu ve gaz için karne uygulamasına geçildi. Sri Lanka’da yakıt tasarrufu için firmalara çarşamba günleri kapalı kalmaları çağrısında bulunuldu.
ÇEVRİMİÇİ EĞİTİME GEÇİLDİ
Pakistan’da okullar kapatıldı ve üniversiteler çevrimiçi eğitime geçti. 2025 yılında toplam LNG ithalatının yüzde 99’unu Katar’dan yapan Pakistan, sorun yaşayan ülkelerin başında geliyor.
Tasarruf için iş gününü dörde indiren Filipinler, hükümet yetkililerinin “resmi seyahatlerini yalnızca zorunlu görevlerle sınırlamaları” gerektiğini duyurdu.
Tayland hükümeti, çoğu devlet kurumundaki personele evden çalışma talimatı verirken, Vietnam da şirketleri uzaktan çalışmayı teşvik etmeye ve halkı araç paylaşımına veya bisiklet kullanımına öncelik vermeye çağırdı.
ABD’DE İLK KURBAN UZUN YOL ŞOFÖRLERİ
Amerika’da da uzun yol kamyon şoförleri akaryakıttaki fiyat artışlarının ilk kurbanları oldu. Uzmanlar bu durumun yakında tüm ekonomide hissedileceğini belirtiyor. The Wall Street Journal’in haberine göre uzun yol kamyon şoförleri, geçen hafta dizel yakıta yaklaşık bin 800 dolar harcadı. Bu tutar, İran’a saldırılar başlamadan önceki maliyetlerden yaklaşık yüzde 40 daha fazla.
ABD’de genelinde ortalama bir galon dizelin fiyatı 5,20 doları aşarak bir ay öncesine göre yaklaşık yüzde 40 pahalanmış oldu. Ekonomistlere göre, uzun bir süre boyunca yüksek dizel fiyatları, daha geniş tedarik zincirine yayılacak ve şirketlerin nihayetinde tüketim mallarının fiyatlarını artırmasına yol açabilir.
‘GEÇMİŞ TÜM KRİZLERİN TOPLAMINA EŞDEĞER’
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol da Avustralya Ulusal Basın Kulübü’nde yaptığı açıklamada, savaş nedeniyle dokuz ülkedeki 40’tan fazla enerji tesisinin “ciddi veya çok ciddi” hasar gördüğünü ve bunun da çatışma sona erdikten sonra da küresel tedarik zincirlerindeki aksamaları uzatabileceğini söyledi. Birol, mevcut aksaklıkların etkisinin, 1970’lerdeki iki büyük petrol krizi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra yaşanan 2022 doğal gaz krizinin “hepsinin bir araya getirilmesiyle” eşdeğer olduğunu söyledi.