Print this page

Ulus Devlet Tapkınlığı ve Müslümanlar

Rate this item
(0 votes)
Ulus Devlet Tapkınlığı ve Müslümanlar

Ulus Devlet Tapkınlığı ve Müslümanlar -1-


Batı’nın fikir dilencisiyiz. Hayır! Bu eksik. Durum daha da vahim.

Onların sahte ideolojik ilahlarını da benimsedik. Hale bakılırsa, sadece fikir değil, Batı’nın din ve akide dilencisiyiz de.

Batı’dan fikir alırken, birçok putları da ithal ettik: Ulusçuluk, Sosyalizm, Feminizm, Bireycilik, Laiklik, Milliyetçilik, Vatancılık...

Biliyoruz ki Fransız İhtilali ile beraber Batıda, “Hıristiyan Ümmeti” fikri, ulus ve ırk inşasına evrilmiştir. Milliyetçi ideolojinin çıkış zemini de budur: Ümmet yerine, ulusçu ittihad.

Bu birliktelik için de “kültürel homojenleştirme” gereği; eğitim, dil politikaları ve medya aracılığıyla ulusal kimlik (ulusal dil...) dayatılır.

Bu durumdan etkilenen Müslüman (?) Ulus Devletler de; aleni yada gizli, ‘kültür emperyalizmi’ yapmakta, kendilerinden olmayan ırkları, dilleri, örf ve yaşamı yıkarak semirmektedirler. Arap Baas rejimleri, Kemalist ideoloji ve nice devlet, bunu yaptı ve hala da sinsice yapıyor.

Hatta (eğer kör değilsek) bu devletlerin başına geçen kimi dindar yöneticiler de kendilerinden olmayan “ötekiler”e kültür emparyalizmi uygulamaktadırlar.    

Yapılanların ana aktörü de –bize göre-; dine bağlanır gibi zamklanılan “ulus devlet modeli”dir.

İnsan yapımı bir kutsal varlık olmuştur “ulus devlet”.

Şu an devletçi ve milliyetçi dindarlığımız, (kültür ve mezheple süslü) tahammülsüz bir dünyevî ideolojidir.  

Ondandır ki Milliyetçilikle yatıp kalkan Müslümanlarda da “nefret” hissi, bir kültür gibi kalıcı olmuştur. Nefretimizi ve kin dolu bazı yalanlarımızı, evlatlarımıza miras bırakıyoruz. (Nitekim İran-Şii düşmanlığı, artık bizde bir kinci kültürdür. Atalardan miras gelmiştir.)

Benzer şekilde biz dindarlar da, zulme çanak tutan kimi fikirleri papağan gibi tekrar etmekteyiz: Tek dil, tek ulus, tek kültür, tekçi hukuk, değiştirilmesi teklif edilemez (itikadi) kanunlar...gibi.

Ulus devlet”, Allah’a yani ilahî fıtrata alternatif, yeni bir millet ve kültür inşasıdır. Nitekim Massime D'azeglio'nun, 1861'de bir birleşik İtalya parlamentosunun açılışında dediği gibi: "Şimdi İtalya'yı yaratmış olduğumuza göre, artık İtalyanları yaratmalıyız."

M. Kemal’in “ulus devlet ideali” de bundan farklı değildir. "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir" derken, “İslâm milleti”, ifadesi artık yoktur. "Ne Mutlu Türk’üm Diyene!" derken de böyle. “Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur." 1933 Cumhuriyet'in 10. Yılı Marşı’nda geçer: “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.”

***

Şuan tüm dünyada hakim “put ideoloji”; “Neoliberal Seküler yaşam” ve ona dayalı tutum ve siyasettir. Maalesef alternatif olmaları beklenen dünya Müslümanı da bu Neoliberal Putları (ulus devlet, para, haz, tüketim, bireyselcilik...) kırmak yerine, bu putlarla uzlaşarak hayatlarını şekillendirir.

Lüksle şımaran Müslüman kadın ve erkekler, milyonluk jipleriyle, Neoliberal Puthanelere de Camiye de beraber uğrarlar.

Bazen tek ideoloji ile sınırlı kalmaz Müslüman O, -farkına varmadan- hem Neoliberal ideolojiyi hem de özellikle Milliyetçi ideolojik putları (devlet, bayrak, ırk...) kabullenir. (Elbette bunların değer olduğunu inkar etmiyoruz, sadece değerlerin putlaştırıldığını söylüyoruz.)

Bu sebeplerden ötürüdür ki Müslüman; ilahî yollu, alternatif sağlıklı çözümler sunamaz, batıl ideolojilerin yolunu benimser. Onun kabı yeterince kirlidir. Dini, kendi beşeri ideolojisine alet eder.

Müslümanın akıl havuzu kirlenmiştir. Hem Müslüman, hem ırkçı milliyetçi; hem Müslüman, hem faizci liberal; hem Müslüman; hem de arsız sosyalist, hem Müslüman, hem de kapitalist hırsız ...olur.

Hem müslüman, hem de arka kapıdan İsrail’le ticaret yapar, alçakcasına.

Özellikle de Müslüman, hem Allah’a, hem de ırkına ve devletine tapar.

***

Kasem olsun Allah’a ki bu gün, biz Müslümanların birden fazla Kâbe’si vardır.

Onların kalpleri açılsa bir sürü put dökülür.

Kıyamet olsa, nice zalim kişi yada devletin arkasında cehenneme yürürüz.

Halkımız; “Ulus Devlet”i putlaştırdığını inkar etse de biz, dobralıktan yanayız. Gerçi halkımızın böyle şeyler düşünmek diye bir derdi de yoktur.

Bir yazarımızın dediği gibi: “Devlet” kelimesini telaffuz ederken gözlerini belertiyorlar! Sanki tanrının adını anar gibi toparlanarak anıyorlar “devlet”in adını. (Tanrısal korku ve ürperti benzeri) [1]

“Devlet hep on dokuz yaşındadır” diyorlar. (Tanrı gibi ebedi ve zinde)

“Hiç ölmeyecek hep var olacaktır, o devlet-i ebed müddettir diyorlar. (Bâkîlik sıfatı)

Sevmediklerine, kendilerine rakip gördüklerine “Devlet düşmanı” diyorlar. (İlahi gazap gibi)

Devlete kendileri gibi bakmayana “hain” diyorlar.

“Devlet-i âliyye” başkadır diyorlar. (âli sıfatı)

“Devlet unutmaz” diyorlar. (Hâfîz sıfatı)

“Devlet hesap sorar, devlete hesap sorulmaz” diyorlar. (Hesap sorulmazlık da İlahî’dir.)

“Devlet bazen rutinin dışına çıkar” diyorlar. (Adaleti çiğneyebilir)

“Devleti zayıf görmek ve göstermek ihanettir” diyorlar. (Çünkü devlet Samed’dir)

“Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir” diyorlar. (Din şehidi değil, devlet şehidi olma)

“Devlet bazen ‘kerîm’ bazen ‘kahhâr’ olur” diyorlar.

“Devlet bazen ‘ana’ bazen ‘baba’ olur” diyorlar...(Râb sıfatı gereği) Başka devletlerle (olan kirli) rekabete “ehl-i küfürle mücadele” diyorlar. Türk cihan hakimiyeti, Türk yüzyılı gibi anlamsız, bomboş sloganlarla hayallere, rüyalara dalıyorlar. Devlete hizmet etmekle övünüyorlar! Devlete hizmet edenleri (tanrısal) azizlik makamlarına yükseltiyorlar. Kendi ellerinin mamulü olan devleti işte böyle putlaştırıyorlar, tanrı yerine koyuyorlar.

O yüzden (depremde) “devlet yok” feryadı kulaklarına “Tanrının inkârı” gibi, küfür gibi geliyor!

“Devlet, Tanrı değildir. Devlet; son derece verimsiz -ama bir noktada mecburi- bir örgütlenmedir. Devlet yapısı gereği hataya, verimsizliğe ve suistimale açıktır. O yüzden sürekli denetlenmesi ve eleştirilmesi gerekir.” [2]

...vesselam.

Read 17 times