ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki askeri faaliyetlerini "deniz ticaretinin güvenliğini sağlama" söylemiyle meşrulaştırma çabası, sahadaki gerçek tabloyla örtüşmüyor. Emekli Amiral Cem Gürdeniz, kaleme aldığı değerlendirmede, Washington'un İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı'nda oluşan tablonun küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisini rakamlarla analiz ediyor ve CENTCOM'un kamuoyuna sunduğu verileri sorguluyor.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki askeri faaliyetlerini "deniz ticaretinin güvenliğini sağlama" söylemiyle meşrulaştırma çabası, sahadaki gerçek tabloyla örtüşmüyor. Emekli Amiral Cem Gürdeniz, kaleme aldığı değerlendirmede, Washington'un İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı'nda oluşan tablonun küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisini rakamlarla analiz ediyor ve CENTCOM'un kamuoyuna sunduğu verileri sorguluyor.
ABD, 28 Şubat’ta İsrail lehine başlattığı savaşın ardından Hürmüz’ün normal işleyişini fiilen bozarak küresel enerji ticaretinde çok büyük yıkım yarattı.
CENTCOM kırdığını acemice algı operasyonu ile düzeltmeye çabalıyor.
Neymiş? Mayıstan bugüne kadar 900 tankerle 450 milyon varil petrol piyasalara hürmüz boğazından geçmiş. Bunu da ABD’nin başarı hanesine yazıyor.
Hürmüz’den normal şartlarda günde yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyordu.
Sadece Mart ve Nisan aylarında bile bu, yaklaşık 1,2 milyar varillik bir akışa karşılık gelir. Sonraki aylardaki aksaklıklar da eklendiğinde, küresel piyasaların özellikle Uzak Asya’nın mahrum kaldığı petrol hacmi kabaca 1,5 milyar varile yaklaşmaktadır.
Şimdi ise 450 milyon varillik bir geçiş, büyük bir başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Hürmüz’de asıl mesele kaç geminin geçtiği değil, ABD’nin tek taraflı askeri müdahalesiyle küresel enerji güvenliğinin, deniz ticaretinin ve dünya ekonomisinin uğradığı devasa maliyettir.
Bu maliyet gerileyen bir hegemonun kontrolsüz kaprisleri ve yönetimin egosantrik ve narsist davranışlarıyla her geçen gün daha da büyüyor