“Kudüs’un Yolu Kerbela’dan Geçer”

Rate this item
(0 votes)
“Kudüs’un Yolu Kerbela’dan Geçer”

 Bismillah

Tezkiye ve hazırlık ayı Ramazan ayının son Cuma’sına yaklaştıkça müminlerin kanları hareketlenmeye, çoşmaya, kaynamaya başlar. Çünkü Kudüs Günü yaklaşmaktadır.

Dünya Kudüs Günü’nün ilanı müminlerin ilk kıblesinin bulunduğu Mescid-i Aksa’nın, kutsal toprakların işgal altından kurtarılması yönünde atılmış ilk etkili adımdır.

Nur içinde yatsın, İmam Humeyni(ra) Kudüs Günü’ünü ilan ederken sahip olduğu basiret ve irfani derinlikle bugünleri ve bundan sonraki günleri görmekteydi.

İslam İnkılabı’nın İran’da zafere ulaşması üzerinden daha altı ay geçmişti ki, 7 Ağustos 1979/13 Ramazan 1399 tarihinde Müslümanlara ve mustaz’aflara seslenen İmam Humeyni(ra) tarihin seyrini değiştirecek bir ilanda bulunmuştu.

İmam Humeyni’nin biz Müslümanlara hediye ettiği Dünya Kudüs Günü, sadece Filistin ve Kudüs’le sınırlı değildir.

Dünya Kudüs Günü, üç asırdır müstekbir güçlere birçok açıdan yenik düşmüş, geri bırakılmış bir ümmetin yeniden uyanışını, ayağa kalkışını ve vahdetini simgelemektedir.

Dünya Kudüs Günü ilanı, o zaman çok az sayıda kişinin dışında kimsenin tahmin edemeyeceği olumlu sonuçlar doğuracak bir karardı.

Aradan geçen her yıl Kudüs Gününün önemini daha iyi anlamakta, daha derinden idrak etmekteyiz.

Dünya Kudüs Günü, doğulusuyla batılısıyla tüm müstekbir güçlerin burnunun yere sürtüleceği günün müjdecisi ve başlangıcıdır.

Rahmetli İmam, “Kudüs’un Yolu Kerbela’dan Geçer” dediği günlerde İran, müstekbir güçler tarafından Baasçı Saddam Hüseyin aracılığıyla kendisine dayatılan savaşta bulunmaktaydı. Bazıları bunun İranlı savaşçıları coşkulandırmak için söylenmiş bir söz olduğunu sandılar.

Ama aradan geçen zaman İmam’ın(ra) ne kadar uzak ve derin görüşlü olduğunu gözler önüne serdi. Kerbela/Irak’la birlikte olmadan Şam’a, Lübnan’a ve nihai hedef Filistin’e, hasretini çektiğimiz Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya ulaşılamayacağı bugün daha iyi anlaşılmaktadır.

Bugün başını ABD’nin çektiği Batı müstekbirlerinin ve içerideki müttefiklerinin, kuklalarının hep birlikte Irak, Suriye ve Lübnan’da düzüp düzenledikleri sayısız komplo planı ve cinayetleri bu açıdan değerlendirmemiz gerekir.

“Kudüs’un Yolu Kerbela’dan Geçer” sözünün bir anlamı da bu yola koyulanların Hüseynî olmaları, Hüseyn’in izinde bulunmaları olarak yorumlanabilir. Aşura

Ziyaretinde İmam Hüseyn’e hitaben söz veriyor ve şöyle ahitleşiyoruz:

İnni silmun limen sâlemekum= Siz Ehlibeytle barışık olanla barışık olacağım.
İnni harbun limen hârebekum= Siz Ehlibeytle savaşanla savaşacağım.
İnni veliyyumn limen vâlâkum= Siz Ehlibeytle dost olanla dost olacağım.
İnni aduvvun limen âdâkum= Siz Ehlibeyte düşman olanla düşman olacağım.
İlâ yevm’ul kıyame= Kıyamet gününe kadar.

Yukarıdaki cümlelerdeki yüce mana ve ilkeleri hakkıyla idrak etmiş Kudüs’ün Huseynî yolcuları yola koyulmuştur bile. Pakistan’dan, Afganistan’dan, İran’dan, Irak’tan, Bahreyn’den, Lübnan’dan ve Yemen’den Huseynî mücahitler nihai savaşta yerlerini almak için yavaş yavaş ayağa kalkmışken bu cephenin başka coğrafyalardan misafirleri de zamanı geldiğinde, Hüseyn’e verdikleri sözün idrakine vardıklarında oturdukları yerden kalkacak, öncekileri takip edecek ve Kudüs cephesindeki yerlerini alacaklardır, inşallah.

Batı müstekbirliğinin bölgedeki temsilcisi Siyonist İşgalci Rejimin Suriye’ye yönelik hava saldırılarını son zamanlarda artırması; ABD’nin IŞİD ölüm makinelerini Irak’ta yeniden harekete geçirmesi ve kiralık elemanlarını Irak ve Lübnan’da yeniden meydanlara yönlendirmesi; Suriye ve Yemen’de işgal, yağma ve cinayetlerini sürdürmeleri; Almanya ve öteki Avrupa ülkelerinin Lübnan Hizbullahı’na yakın cami ve kültür merkezlerini kapatmaları; Facebook, İnstagram ve Twitter gibi İnternet sosyal ağlarının direniş cephesi taraftarlarının hesaplarına yasak koymaları vb uygulamalar işte Kudüs yolcularını durdurmak doğrultusundaki acizlik ve çaresiz çırpınışlardır.

Direniş Cephesi adını saydığımız öncüleri başta olmak üzere tüm yeryüzünde yavaş yavaş oluşmakta ve olgunlaşma dönemini geçirmektedir. Müstekbirlerin yukarıda saydığımız komplo plan ve çabaları bu cephenin hareketini Allahın izniyle engelleyemecektir.

Dünya Kudüs Günü İmam’ın belirlediği hedef doğrultusunda misyonunu sürdürürken müstekbirler, içimizdeki işbirlikçileri ve İslam’ı ve yüce değerlerini anlamaktan yoksun tekfirci anlayışın da Şeytanın emirleri ve planları doğrultusunda görevlerini yerine getirmelerine şaşırmamalıdır.

İslam dünyasının çeşitli bölgelerindeki sahte Kudüs hayranları ise müstekbirlere karşı mücadelede şimdiye kadar slogandan öteye geçemediler ve bundan sonra da geçemiyeceklerdir. İktidarlarını sürdürmek için müslüman halkları oyalayanların bu meydandan nasipleri sadece kendilerini ve halkı aldatmaları olacaktır. Siyonist caniler ve baş hamileri de zaten bu sahtekarların mahiyetlerini bildikleri için bunları ciddiye almamaktadırlar.

Söz ve söylemlerinde samimi olmayanların, Direniş Cephesi’nin bu yoldaki başarılarını kıskananların varacağı nokta ise önünde sonunda aldatıldıklarını itiraf etmektir, ama mustaz’af halkları aldatmanın hesabı Allah huzurunda hiç kuşkusuz çetin olacaktır.

Ramazan’ın son Cuma’sına yaklaşırken Koronavirus salgınından dolayı karşılaşılan beklenmedik durumu da dikkate almalı ve Dünya Kudüs Günü’nü canlı tutmak için geçmiş yıllardan daha çok çaba sarfetmeliyiz, inşallah.

Ziya TÜRKYILMAZ

Read 126 times

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile