İran: Savaş, Düşmanı Pişmanlık Duyacağı Noktaya Getirene Kadar Sürecek

Rate this item
(0 votes)
İran: Savaş, Düşmanı Pişmanlık Duyacağı Noktaya Getirene Kadar Sürecek

İran Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, ABD-İsrail’in İran’a karşı saldırılarında hedeflerine ulaşamadığını belirtti.

Yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın aktardığına göre Ekreminiya şu ifadeleri kullandı:

“Karşı tarafın savaşta hedeflerine ulaşamadığını ve aslında yenilgiye uğradığını kesin olarak söyleyebiliriz. Savaşın devam etmesinin amacı, düşmanı gerçek bir pişmanlık duyacağı bir noktaya getirmektir. Bu, bazıları tarafından duygusal bir yaklaşım olarak algılanabilir ancak aslında tamamen stratejik rasyonelliğe dayanmaktadır.”

Ordu Sözcüsü, “Düşmanı bu noktaya getirmek, gelecekte savaşın tekrarını önlemek için bir zorunluluktur çünkü bu hedefe ulaşılırsa, caydırıcılık düzeyi düşmanın bir daha ülkeye karşı harekete geçmeye cesaret edemeyeceği şekilde artacaktır” dedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü her türlü ateşkesi reddederek, “Ateşkes, yeniden cinayet işlemek için güçleri toparlama molası demektir” dedi.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, medya mensuplarıyla düzenlediği haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bekayi, öncelikle İran’a dayatılan savaş hakkında şunları söyledi: “Diplomatik sürecin ortasında haksız yere başlattıkları ve tarihin en büyük suçlularını bile gölgede bırakacak cinayetler işledikleri bir savaş.”
“Hitler döneminde bile eşi benzeri görülmemiştir; bizim için çalışkanlığın ve bilime olan sevginin sembolü olan Şerif Üniversitesi’ne sığınak delici bombalarla saldırdılar. Bu, saldırıya uğrayan beşinci üniversitedir ve bu başlı başına anlamlıdır. Bu durum, ABD ve rejimin İran’ın ilerlemesine ve kalkınmasına yönelik muhalefeti ve kininden başka bir anlama gelmemektedir. Bu bir hafta içinde gelişmeler çok hızlı yaşandı.”

ABD’nin İddiaları Eylemleriyle Kesinlikle Uyuşmuyor

ABD’li yetkililerin İran’a yönelik saldırıları artırma ve aynı zamanda müzakereden bahsetme yönündeki açıklamaları hakkında şunları söyledi: “Tek kelimeyle cevap vermem gerekirse; hayır. ABD, son bir yılda attığı adımlarla diplomasi için hiçbir itibar bırakmamıştır. ABD’nin ahde vefasızlıkları, uluslararası kuralları hiçe sayması… Sadece son birkaç ay içinde 70 civarında uluslararası belgeden çekilmiştir.”
“Bizimle ilgili olarak, müzakereler sırasında iki kez İran’a karşı savaş suçu işleme kararı aldı. ABD’nin iddiaları eylemleriyle kesinlikle uyuşmuyor. Yeri gelmişken Dr. Harrazi’nin eşinin şehadeti nedeniyle taziyelerimi sunmak isterim; bu bile ABD’nin diplomasiyi hiçe saydığının bir göstergesidir.”
“Savaş ve barış konusunda durum nettir. Ülkeyi savunmamız gerektiği ölçüde, kararlar ve mekanizmalar temelinde hareket edeceğiz; barış konusunda da aynısı geçerlidir. Hiçbir kırmızı çizginin gözetilmediği mevcut koşullarda, tüm düşüncemiz ülkenin savunmasına odaklanmalıdır. Biz şu an bu aşamadayız. Görevimiz bu destanı desteklemektir.”

Ültimatom ve Savaş Suçu Tehdidiyle Müzakere Bağdaşmaz

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ateşkes ve savaşın sona ermesine yönelik bir plan hakkındaki iddialara yanıt olarak şunları söyledi: “Bu planı daha önce çok şeffaf bir şekilde ortaya koyduk. Birkaç gün önce arabulucular aracılığıyla 15 maddelik bir plan sundular ve bu yansıdı; biz de o zaman bunun aşırı talepkâr ve mantıksız olduğunu açıkladık. Biz o tekliften bağımsız olarak, kendi çıkarlarımız ve hassasiyetlerimiz doğrultusunda kendi taleplerimizi derledik.”
“Meşru taleplerimizi haykırmaktan çekinmiyoruz. Görüşlerimizi dile getirmemiz, geri adım atma olarak algılanmamalıdır. Savunucular cesurca hareket ederken, diplomasi aygıtının da kendi görevi vardır. Kriterimiz ulusal çıkarlar, güvenlik ve İranlıların kararıdır. Tutumumuz açıktır. Yanıtlarımızı derledik ve gerektiğinde kamuoyunu bilgilendireceğiz.”
“Aracıların görüş alışverişinde bulunması garip değildir. Bu tutumlar en başından beri aracılar vasıtasıyla dile getirildi ve mesajların iletilmesi halen doğaldır. Ültimatom ve savaş suçu tehdidiyle müzakere bağdaşmaz. Düşmanımızın cinayetlerinin boyutunu artırdığı bir ortamda, tüm dikkatler ve duyular ülkenin savunmasına odaklanmalıdır.”
“Yapılan tehditlere gelince; şüphesiz bu tür tehditlerin bizzat dile getirilmesi bir savaş suçudur. Belirli aralıklarla bir ülkeyi sürekli olarak altyapısını yok etmekle tehdit etmeniz ve aynı zamanda rejime sivil hedefleri vurması için yeşil ışık yakmanız savaş suçunun ta kendisidir. Cinayet işlenmesine yardım eden her ülke hesap vermelidir. Tüm ülkeler bilmelidir ki, ABD ile her türlü işbirliği savaş suçu kapsamına girer ve sorgulanmalıdır.”

ABD’nin İsfahan’daki Feci Yenilgisi

İsfahan’da bir ABD’li pilotun bulunmasına ilişkin olarak şunları söyledi: “Bunu askeri yetkililere sormak gerekir. Feci bir yenilgiye yol açan asıl konu hakkında ciddi sorular var.”

ABD’nin Operasyonunun Sonucu 2. Tebes’ten Başka Bir Şey Değildi

Bekayi, nükleer rezervleri çalmaya yönelik ABD’nin askeri varlığı hakkında şunları söyledi: “Bu operasyon hakkında pek çok soru ve belirsizlik var. ABD’li pilotun bulunduğu iddia edilen bölge ile asker indirmek istedikleri bölge arasında çok mesafe var. Zenginleştirilmiş uranyumu çalmaya yönelik bir yanıltma operasyonu olması muhtemeldir, ancak net olan şey; sonucun 2. Tebes’ten başka bir şey olmadığıdır. Bu, İran halkına bu yardımla destek olan ve direnişin kendi sonucunu verdiğini gösteren Allah’ın lütuflarından biriydi. Umarız ABD, tüm İranlıların bir rolü olduğu dersini almıştır. İran’ın her koşulda ulusal egemenliğini savunma konusundaki ciddiyeti açısından bu durum hayra yorulmalıdır.”

ABD’nin Ocak Ayında Dökülen Tüm Kanlarda Parmağı Olduğunu İtiraf Etmesi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Trump’ın Kürt İranlılara silah gönderildiği yönündeki iddiasına yanıt olarak şunları söyledi: “Bu, Ocak ayında yetkililerimiz tarafından dile getirilen durumun açık bir itirafıdır. Bu itirafın kendisi, ABD’nin Ocak ayında dökülen tüm kanlarda parmağı olduğunun itirafıdır.”
“Biliyoruz ki Ocak ayındaki isyanlar sırasında yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti ve 2.400 kişi şehit oldu. Protestoların şiddete dönüşmesinin temelinde ABD ve Siyonist rejimin eylem ve müdahalelerinin yattığı en başından belliydi. Şimdi gerçeklerin bir kısmı bizzat failler tarafından aydınlatılıyor. Bunlar kaydedilecek belgelerdir ve ABD’nin niyetinin ister 12 günlük savaşta, ister Ocak ayında, isterse de son savaşta olsun İran’ı yok etmek olduğunu göstermektedir.”

Ajansın Yaklaşımı Feciydi

Nükleer tesislere yönelik saldırı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) yaklaşımı hakkında şunları söyledi: “Ajansın yaklaşımı feciydi. Ülkelerin barışçıl nükleer tesislerine yönelik saldırıları normalleştirmeye yönelik fiili adımlar attı ve bizzat Grossi’nin röportajları sınırı aştı. Bu bir bakıma İran’a karşı işlenen cinayetlere ortak olmak ve onları meşrulaştırmaktır. BM Genel Sekreterliği iddiasında bulunan Genel Direktörün şahsı, adının cinayetin bir parçası olarak kaydedildiğine dikkat etmelidir.”

ABD Polisi Tarafından Gözaltına Alınan Kişinin Şehit Süleymani ile Hiçbir Bağlantısı Yoktur

Bekayi, Şehit Süleymani’nin ailesinden birinin ABD’de tutuklandığı iddiası hakkında şunları söyledi: “Şehit Süleymani ne kadar büyük bir şahsiyet ki, sadece isim benzerliği olan kişilere bile eziyet ediyorlar. Kızının da belirttiği gibi ABD’de hiçbir akrabaları bulunmuyor. ABD polisi tarafından gözaltına alındığı iddia edilen kişinin Şehit Süleymani ile hiçbir bağlantısı yoktur. Bir İranlı olarak onun haklarının takipçisiyiz.”

Bu Savaşa Karşı Devlet Kademeleri Arasında Kesinlikle Hiçbir Anlaşmazlık Yoktur

Devlet düzeyinde savaşa bakış açısı konusunda şunları söyledi: “Bu savaşa karşı devlet kademeleri arasında kesinlikle hiçbir anlaşmazlık veya ayrılık yoktur. Halkımız düşmanın emellerini boşa çıkarmak için tek yumruk gibi dimdik durdu; bundan başkası da beklenemezdi. Yönetimin tüm kademeleri, İran’ın varlığını savunmak için tek ses olarak mutabık olduklarını göstermiştir. Söylenen o meseleler psikolojik savaşın bir parçasıdır, eylemlerimiz gösterdi ki söz konusu İran olduğunda herkes İran adıyla düşmana karşı tek vücut halinde durmaktadır.”

Bu Savaşın Tek Kazananı Bölge İçin Hiçbir Barış ve Huzur İstemeyen Siyonist Rejimdir

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, savaşla ilgili raporlar hakkında şunları söyledi: “Yakın bir tehdit olduğu için yapıldığı söylenen savaşı meşrulaştırma iddialarına bakarsanız, bu savaşın cani bir stratejiye dayanmaktan ziyade kişisel ve zümrevi hırslara dayandığını gösterir. Bu savaşın tek kazananı, bölge için hiçbir barış ve huzur istemeyen rejimdir.”

Sahte Bayrak Meselesi Bir İddia veya Komplo Teorisi Değildir

Tesnim’in Avrupa’da sahte bayrak (false flag) ihtimaline ilişkin sorusuna yanıt olarak şunları söyledi: “Sahte bayrak meselesi bir iddia veya komplo teorisi değildir. Bu, ABD ve Siyonist rejim tarafından defalarca yapılmıştır ve bu savaşta da defalarca bu tür operasyonlara tanık olduk. İran hangi hedefi vurduysa çok açık bir şekilde duyurmuştur. Eylemlerimizin İran’ı savunmak amaçlı olduğunu ve uluslararası hukuka göre meşruiyeti bulunan saldırıların kaynağına yönelik olduğunu açıkladık. Bölge ülkelerinden topraklarını düşmana kullandırtmamalarını defalarca istedik. Defalarca bizim tarafımızdan olmayan füzeler fırlatıldı. Bu tür komploların başka yerlerde de tekrarlanması beklenmedik bir durum değildir. Herkesi ABD ve Siyonist rejimin eylemlerinin farkında olmaya davet ediyoruz.”

Hürmüz Boğazı’nın Durumu Hakkında Umman ile Görüşme

Bekayi, Hürmüz Boğazı’nın durumu hakkında Umman ile yapılan toplantı hakkında şunları söyledi: “Toplantı iki ülkenin dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleştirildi. İran ve Umman, güvenli geçişin her ikisinin de endişesi olduğu iki kıyıdaş ülkedir. Bu birkaç gün içinde İran, uluslararası hukuka dayanarak bu su yolunda güvenliği korumak için bir dizi güvenlik önlemi aldı ve düşman gemilerinin geçişine izin vermeyeceğimizi açıkça belirttik.”
“Aynı zamanda düşman olmayan gemilerin geçişi için tedbirler alınmıştır ve bu belirli yöntemler gerektirmektedir. Deniz araçlarının Hürmüz Boğazı’ndan geçişine yönelik bir protokole ulaşmak için, oldukça sorumlu bir şekilde, diğer bir kıyıdaş ülke olan Umman ile görüşmelere başlama kararı aldık. Bu toplantılar bir sonuca ulaşıncaya kadar devam edecektir.”

Ateşkes, Yeniden Cinayet İşlemek İçin Güçleri Toparlama Molası Demektir

ABD’nin ateşkes planı iddiası ve İran’ın yanıtı hakkında şunları söyledi: “Ültimatom, savunmada tereddüt etmemize neden olmamalıdır. Neden ateşkese hayır dediğimizin sebebi tecrübedir; ateşkes, yeniden cinayet işlemek için güçlerini pekiştirmek amacıyla mola vermeleri demektir. Hiçbir akıllı insan bunu yapmaz. Taleplerimiz ile birlikte ateşkes ve savaş döngüsünün yaşanmaması ilkesine riayet edilmelidir. Birleşmiş Milletler çoğu zaman güçlerin bir aracı haline geldiğini kanıtlamıştır. Ulusal güvenlikle ilgili bir konuda, cinayet işlenmeyeceğinin garantisi olacak şekilde hareket etmeliyiz.”

İran’ı Savunan ve Destekleyen Tüm Milletlere Teşekkür Edilmelidir

Bekayi, İran’ın caydırıcılık adımları ve İran’a yönelik uluslararası destekler hakkında şunları söyledi: “Doğal olarak düşmanı hüsrana uğratmak için tüm imkânları kullanmalıyız. Bu bir nevi iş bölümüdür. Vatan savunucusu bir şekilde, biz diplomasi aygıtında başka bir şekilde. Hepimizin dayanağı İran halkıdır. İran’ı savunan ve destekleyen tüm milletlere teşekkür edilmelidir. Sokaklardaki destekler, kamuoyunun anlayışına yardımcı olacaktır.”

Sahte Bayrak Konusunda Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye ile Görüşme

Sahte bayrak konusunda Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye ile yapılan görüşmeler hakkında şunları söyledi: “İran ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında yapılan görüşmeler yanlış anlaşılmaları giderdi. Türkiye konusunda da, bu ülkeye herhangi bir füze fırlatmadığımızı belirttik ve mesele diyalogla çözüme kavuşturuldu.”

Ülkeyi Savunma ve Yanıt Verme Konusunda En Ufak Bir Tereddüdümüz Yoktur

Bekayi, ABD ve Trump’ın İranlılara yönelik hakaretlerine ve cüretkâr sözlerine yanıt olarak şunları söyledi: “Uygar bir milletin temsilcisi olarak benden o sözleri dile getirmemi beklerseniz, kusura bakmayın edemem. İranlılar Taş Devri’nde bile edeple konuşurlardı. Bu üslup büyüklük ve gücün işareti değildir. Psikologlar bunun nedeni hakkında konuşmalıdır.”
“Ültimatomlara gelince; 48 yıldır bu tür bir üslupla İranlıları yıldırmaya çalışıyorlar. Bu tür ültimatomlar onların niyetlerini göstermektedir. Bizim yanıt verme ve ülkeyi savunma konusunda en ufak bir tereddütümüz yoktur. Bu gidişata ve cinayetlerin normalleştirilmesine karşı durmak uluslararası toplumun görevidir. İran sadece İran’ın varlığını savunmuyor; İran uluslararası hukuka dayalı düzeni savunuyor. Herkes uyanık olmalıdır, cinayetin normalleştirilmesi İran’ın sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır.”

Grossi’nin İran’a Yönelik Yeni İddiaları

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Grossi’nin İran’a yönelik yeni iddiaları hakkında şunları söyledi: “Çok konuşmak unutkanlığa yol açar. Ajansın kendi raporlarında bile İran tarafından en ufak bir sapma olmamıştır. Belli bir sorumluluğu olan bir kişinin sürekli savaş ateşini körüklemesi, yetkinliğinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Saldırıları meşrulaştıran tutumlar sergileyen böyle bir kişinin daha önemli sorumluluklar almayı hak edip etmediğine uluslararası toplum karar vermelidir.”

Dışişleri Bakanlığı Sistem Kademelerinin Prosedürlerine Göre Karar Veriyor

Zarif’in makalesi hakkında şunları söyledi: “Ülkenin dayatılan savaşla ilgili konulardaki resmi tutumları resmi kanallardan duyurulur; aynı zamanda İran’ın ulusal çıkarlarını gerçekleştirmek için başkalarının deneyimlerinden de yararlanmalıyız. Görüşlerin dile getirilmesine izin verilmelidir; her görüşün destekçileri ve karşıtları olması doğaldır. Dışişleri Bakanlığı sistem kademelerinin prosedürlerine göre karar veriyor. Bizim için uygulanabilir olan, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından verilen talimatlardır. Lütfen ayrılıklardan kaçının.”

Bölgenin Güvenliği Ancak Bölge Ülkelerinin İşbirliğiyle Sağlanabilir

İran’ın bölge ülkelerine tavsiyesi ve gelecekteki ilişkiler hakkında şunları söyledi: “Bölge ülkeleriyle komşu olduk ve olmaya devam edeceğiz. ABD’nin bu bölgeyle bir ilgisi yoktur. Onlar bölgenin güvenliğine hiçbir değer vermiyorlar. Bölge ülkelerini, imkanlarının düşmanlar tarafından kullanılmasından kaçınmaları konusunda defalarca uyardık. Maalesef bu gerçekleşmedi. İran asaletle hiçbir zaman bölge ülkelerinin bizim düşmanımız olduğunu söylememiştir. Biz dostane ilişkileri sürdürmeye kararlıyız. Umarız bu ülkeler de ders çıkararak, bölge güvenliğinin ancak bölge ülkelerinin işbirliğiyle sağlanabileceği sonucuna varırlar.”

Söz Konusu Suçlulara Karşı Ülkeyi Savunmak Olduğunda İtidalin Bir Anlamı Yoktur

Bekayi, İran’ın itidalli davrandığı yönündeki iddia hakkında şunları söyledi: “Söz konusu suçlulara karşı ülkeyi savunmak olduğunda itidalin bir anlamı yoktur. İran’ın savunulmasında suçluları pişman etmek için tüm kapasitemizi kullanacağız.”

Hindistan’ın İran’dan Petrol Alımı

Hindistan’ın İran’dan petrol alımı hakkında şunları söyledi: “Önemli olan ne olduğudur. İran, kendi çıkarlarını sağlamak için eskiden beri ilişki içinde olduğu ülkelerle adımlar atacaktır.”

Bazı Bölge Ülkeleri Tarafından İran’a Karşı Çin Savaş Uçağı Kullanılması

Bekayi, bazı bölge ülkeleri tarafından İran’a karşı Çin savaş uçağı kullanılması hakkında şunları söyledi: “Bu önemli bir konudur. Bu, bazı bölge ülkelerinin doğrudan ya da ABD’ye kiralayarak İran’a karşı işlenen cinayetlere ortak olduğunun bir göstergesidir. Her hâlükârda onlara uluslararası sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Üretici ülke olarak Çin ile diyalog konusunda da istişarelerde bulunulacaktır.”

İran’ın Zaferiyle Savaşın Ertesi Günü, Tüm Dünya İçin Aydınlık Bir Yarın Olacak

Savaşın ertesi günü hakkında şunları söyledi: “İran’ın zaferiyle savaşın ertesi günü, tüm dünya için aydınlık bir yarın olacak. İran’ın zaferi, hukukun üstünlüğünü ve insan onurunu savunmanın zaferi anlamına gelecektir. Sahadaki gerçekler, ABD’nin askeri varlığının bölgeye güvensizlikten başka bir şey getirmediğini gösteriyor. Eğer bölge ülkelerinin toprakları kullanılmasaydı, onlara doğru bir İHA bile fırlatmaya asla kendimize izin vermezdik. ABD, saldırı için bölgedeki üsleri kullanıyor. İran’ın bu savaştaki zaferi, bölge için iç dinamiklere dayalı barış ve güvenlik dolu bir gelecek yaratacaktır; işbirliğine dayalı içsel bir güvenlik.”

Pakistan ile İyi İlişkilerimiz Var

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Pakistan gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi hakkında şunları söyledi: “Hürmüz Boğazı’nda denetim tedbirleri uygulamamızın nedeninin, düşmanın ve müttefiklerinin cani eylemlerini engellemek olduğunu çok net belirttik.

Bizimle iletişim halinde olan düşman olmayan birçok ülke için deniz araçlarının güvenli geçiş imkânı sağlanmaktadır. Pakistan bu ülkelerden biridir ve bizim Pakistan ile iyi ilişkilerimiz var.”

Dışişleri Bakanlığı İran Vatandaşlarının Haklarını Korumak İçin Adımlar Atacak

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki İranlıların durumu hakkında şunları söyledi: “BAE ile ilişkimiz sürüyor. İranlılardan gelen tüm durumları ve şikayetleri dikkatle inceliyoruz. Dışişleri Bakanlığı, bizzat BAE’lilerin bile itiraz ettiği ve İranlıların haklarının korunması gerektiğini söylediği İran vatandaşlarının haklarını yerine getirmek için adımlar atacaktır.”

tesnim

Read 5 times