کارگر
Birileri İran ve Türkiye’yi karşı karşıya getirmek için çaba sarf ediyor!
“Planları açık. Amaçları ülkemizi bölmek ve petrol zenginliğimizi yasa dışı şekilde ele geçirmek. Egemenliğimizi ihlal etmek ve halkımızı yenilgiye uğratmak”
İran ve Türkiye’yi karşı karşıya getirmek için çaba sarf eden birileri var! Yeni karanlık füze ateşlendi
Gaziantep semalarında imha edilen balistik füze, bölgedeki tansiyonu zirveye taşırken; Milli Savunma Bakanlığı NATO unsurlarının devreye girdiğini açıkladı, İran ise “Bizi komşularımızla düşman etmeye çalışıyorlar” çıkışıyla saldırıyı reddetti.
Gaziantep’in Güneyşehir bölgesine füze parçası düştüğü iddialarının ardından Milli Savunma Bakanlığı (MSB) açıklama yaptı. Bakanlık, Gaziantep’e füze düştüğünü doğruladı ve füzenin İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına girdiğini belirtti.
MSB, füzenin NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından imha edildiğini kaydederek, imha edilen bazı parçaların Gaziantep’teki boş arazilere düştüğünü bildirdi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı vurgulandı.
Ancak geçtiğimiz günlerde Hatay’a da bir füze parçası düşmüştü. İran ise bu füzelerin kendileri tarafından ateşlenmediğini şiddetle vurguluyor. Geçtiğimiz günlerde ise Azerbaycan’a yapılan saldırı sonrası iki ülke arasında gerginlik yaşanmıştı. Ancak İran, bu saldırıyı da kendilerinin düzenlemediğini duyurdu.
İran’ın bölgedeki komşu devletlere böyle bir füze saldırısı yapması, sadece cepheyi genişletir ve bu İran için mantıklı bir politika olmaz. Peki, bu füze saldırılarını kim düzenliyor? İran, yapılan bu saldırıların düşmanları tarafından kurgu saldırıları olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Asıl amaç, İran’ın komşu ülkeleri ile aralarının bozulmasını sağlamak ve İran’ı yalnızlaştırmaya çalışmak isteniyor olabilir.
NATO savunma sistemleri devreye girdi
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, füzenin kaynağına ve imha ediliş şekline dair teknik detaylar paylaşıldı. “İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir” bilgisini verdi.
MSB, açıklamasında komşuluk hukukuna dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: “Türkiye’nin bu yöndeki uyarılarına riayet edilmesinin herkesin menfaatine olduğunu hatırlatıyoruz.”
Bakanlık açıklamasında, “Türkiye, iyi komşuluk ilişkilerine ve bölgesel istikrara büyük önem vermektedir. Ancak ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm adımların kararlılıkla ve tereddütsüz atılacağını bir kez daha vurguluyoruz” denildi.
Tahran’dan kurgu ve provokasyon açıklaması
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği basın toplantısında suçlamaları kesin bir dille reddetti. Türkiye, Azerbaycan ve Güney Kıbrıs gibi ülkelerin hedef alınmadığını savunan Bekayi, yaşananları bir “yanıltma operasyonu” olarak nitelendirdi. İran ordusunun komşularıyla barışçıl bir iklimden yana olduğunu söyleyen Sözcü, “İran topraklarından bu ülkelere herhangi bir saldırı düzenlenmedi” diyerek, bölgedeki aktörlerin birbirine düşürülmek istendiğini belirtti. Bekayi, özellikle dış güçlerin provokasyonlarına karşı tetikte olduklarını ifade etti.
”Düşmanın bizi diğer ülkelerle karşı karşıya getirmek istiyor”
ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarını eleştiren Bekayi, asıl amacın İran’ın yer altı kaynaklarını ele geçirmek olduğunu iddia etti. “Planları açık. Amaçları ülkemizi bölmek ve petrol zenginliğimizi yasa dışı şekilde ele geçirmek. Egemenliğimizi ihlal etmek ve halkımızı yenilgiye uğratmak” sözleriyle tansiyonu yükselten sözcü, Gaziantep’e düşen füze parçalarının arkasında “üçüncü bir el” olabileceğini ima etti. Bekayi, saldırı iddialarının kasıtlı yapıldığını belirterek, “Düşmanın bizi diğer ülkelerle karşı karşıya getirmek için yanıltıcı saldırılar yapabileceği konusunda defalarca uyardık” dedi.(Milli Gazete)
İran'ın Füze Babası: Hasan Tahrani Mukaddem
İran İslam Cumhuriyeti'nin balistik füze gücünün arkasındaki en kritik isimlerden biri olan Hasan Tahrani Mukaddem, askeri çevrelerde "İran füzelerinin babası" olarak anılıyor.
İran'ın bugün bölgesel askeri dengeleri etkileyen güçlü füze kapasitesinin arkasındaki en önemli isimlerden biri Hasan Tahrani Mukaddem olarak kabul ediliyor. İran İslam Cumhuriyeti'nin balistik füze programının kurucusu olarak görülen Mukaddem, askeri çevrelerde ve İran medyasında "İran füzelerinin babası" olarak anılıyor. Yaklaşık otuz yıl boyunca İran'ın füze programını şekillendiren Mukaddem, ülkenin dışa bağımlı askeri yapısını değiştirmeyi hedefleyen stratejik bir vizyon ortaya koydu.
Mütevazı bir hayattan füze programının zirvesine
1959 yılında Tahran'da dünyaya gelen Hasan Tahrani Mukaddem, mütevazı bir ailede büyüdü. Babası terzilik yapıyordu. Mukaddem çocukluk ve gençlik yıllarını Tahran'ın Şukufe ve Baharestan bölgelerinde geçirdi.
Lise eğitiminde sanayi ve teknik alanlara yönelen Mukaddem, 1979 yılında sanayi mühendisliği alanında eğitimini tamamladı. Aynı yıl İran'da gerçekleşen İslam Devrimi'nin etkisiyle siyasi ve toplumsal hareketlerin içinde yer aldı. Devrimden sonra kurulan İran Devrim Muhafızları saflarına katılarak askeri kariyerine başladı.
İran-Irak Savaşı ve füze arayışı
1980 yılında patlak veren İran-Irak Savaşı, Mukaddem'in askeri kariyerinde belirleyici bir dönüm noktası oldu. Savaşın ilk yıllarında İran ordusu ciddi bir silah ve teknoloji eksikliği yaşıyordu. Özellikle Irak'ın Sovyet yapımı balistik füzelerle İran şehirlerini hedef alması, Tahran yönetimini yeni arayışlara yöneltti. Bu dönemde Mukaddem, İran'ın kendi füze kapasitesini geliştirmesi gerektiğine inanan askeri isimlerin başında geliyordu.
İran'ın elindeki sınırlı sayıdaki Scud füzelerini inceleyen Mukaddem ve ekibi, bu füzeler üzerinde tersine mühendislik çalışmaları yürüttü. Amaç, dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli bir füze programı kurmaktı. İran'ın o dönem karşı karşıya olduğu uluslararası ambargolar ve askeri izolasyon, bu hedefi daha da zorlaştırıyordu. ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar ve askeri teknolojinin ülkeye ulaşmasını engelleyen politikalar, Tahran'ı kendi savunma sanayisini kurmaya zorladı.
Uluslararası iş birliği ve yerli savunma sanayisi
Bu süreçte İran, farklı ülkelerden teknik destek almaya çalıştı. Suriye, Libya ve Kuzey Kore gibi ülkelerle kurulan askeri ilişkiler sayesinde İran mühendisleri füze teknolojisi konusunda deneyim kazandı. Mukaddem bu iş birliklerinden elde edilen bilgi ve tecrübeyi yerli üretim altyapısına dönüştürmeye çalıştı. İran Devrim Muhafızları bünyesinde kurulan araştırma ve geliştirme merkezleri, ilerleyen yıllarda ülkenin füze programının omurgasını oluşturdu.
1980'li yılların ortasında Mukaddem, İran Devrim Muhafızları bünyesinde füze ve topçu sistemlerinin geliştirilmesinden sorumlu ekiplerin başına geçti. Onun liderliğinde kurulan araştırma merkezleri, İran'ın ilk yerli füze projelerinin ortaya çıkmasını sağladı. Bu çalışmaların sonucunda İran, Sovyet yapımı Scud füzelerini temel alan Şahab serisi füze projelerini geliştirmeye başladı.
Şahab füzeleri ve stratejik dönüşüm
1990'lı yıllar İran füze programı açısından önemli bir sıçrama dönemi oldu. Bu dönemde geliştirilen Şahab-1 ve Şahab-2 füzeleri, İran'ın kısa menzilli balistik kapasitesini güçlendirdi. Daha sonra geliştirilen Şahab-3 ise yaklaşık 2000 kilometre menzile ulaşarak İran'ın askeri caydırıcılığını ciddi şekilde artırdı. Bu füze sistemi, İran'ın bölgesel askeri stratejisinde kritik bir rol oynamaya başladı.
Mukaddem yalnızca mevcut sistemleri geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda İran'ın uzun vadeli füze stratejisini de şekillendirdi. Katı yakıtlı füze teknolojisine geçiş, bu stratejinin en önemli adımlarından biri oldu. Katı yakıtlı füzeler, sıvı yakıtlı sistemlere göre daha hızlı hazırlanabiliyor ve daha kolay taşınabiliyordu. Bu özellikler, İran'ın askeri operasyon kabiliyetini önemli ölçüde artırdı.
Yerli füze teknolojisinin temelleri
Mukaddem'in yürüttüğü çalışmalar sayesinde İran, zamanla Zilzal ve Siccil gibi farklı füze sistemleri geliştirdi. Bu projeler İran'ın savunma sanayisinde yerli üretim kapasitesinin artmasına katkı sağladı. Aynı zamanda İran'ın uzay programına giden yolun da bu altyapı sayesinde açıldığı ifade ediliyor. Uydu fırlatma roketlerinde kullanılan bazı teknolojilerin, füze programında geliştirilen motor sistemlerinden türetildiği biliniyor.
İranlı yetkililer, ülkenin füze gücünü ulusal güvenliğin en önemli unsurlarından biri olarak görüyor. ABD'li askeri yetkililer de İran'ın füze kapasitesinin bölgedeki en ciddi askeri tehditlerden biri olduğunu sık sık dile getiriyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın eski komutanlarından General Kenneth McKenzie, İran'ın füze programının zaman içinde nitelik ve nicelik bakımından ciddi şekilde büyüdüğünü ifade etmişti.
Gizemli patlama ve ölümü
Hasan Tahrani Mukaddem, uzun yıllar boyunca İran Devrim Muhafızları bünyesinde farklı görevlerde bulundu ve sonunda füze programının başındaki en etkili isimlerden biri haline geldi. İran'da birçok askeri ve teknik kadronun yetişmesinde rol oynadı. Bu nedenle İran savunma sanayisinin kurumsal yapısının oluşmasında da önemli katkıları olduğu kabul ediliyor.
Mukaddem'in hayatı 12 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen gizemli bir patlama ile sona erdi. Tahran yakınlarında bulunan bir Devrim Muhafızları füze üssünde gerçekleşen patlama sonucunda Mukaddem ve beraberindeki çok sayıda askeri personel hayatını kaybetti. İranlı yetkililer olayın bir kaza olduğunu açıklasa da uluslararası medyada bunun sabotaj veya suikast olabileceğine dair iddialar gündeme geldi.
İran füze programının mimarı
O günden sonra İran'da Hasan Tahrani Mukaddem, savunma sanayisinin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam etti. İranlı yetkililer ve askeri çevreler onun kurduğu altyapının bugün İran'ın gelişmiş füze sistemlerinin temelini oluşturduğunu ifade ediyor. Günümüzde İran'ın geliştirdiği uzun menzilli ve hipersonik füze projelerinin arkasındaki teknik mirasın önemli bir kısmının Mukaddem'in çalışmalarına dayandığı belirtiliyor.
Bu nedenle Hasan Tahrani Mukaddem yalnızca bir askeri mühendis değil, aynı zamanda İran'ın savunma stratejisinin şekillenmesinde etkili olan tarihi figürlerden biri olarak görülüyor. İran'da onun adı, ülkenin füze programının kurucusu ve mimarı olarak anılmaya devam ediyor.(İLKHA)
Suudi Arabistan'dan Trump'a acil uyarı: Savaş uzarsa sonuçları felaket olur
Dünyanın en prestijli ekonomi gazetelerinden Financial Times, dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun ABD-İran savaşına dair yaptığı 'kıyamet' uyarısını manşetine taşıdı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik bölgeyi kan gölüne çeviren operasyonu küresel enerji piyasalarında deprem yaratmaya devam ederken, krizin merkezindeki Körfez'den Washington'a yönelik ekonomik panik uyarılarının dozu artıyor. İngiliz Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre, küresel petrol arzının onda birini tek başına sağlayan Suudi devlet petrol şirketi Saudi Aramco, savaşın başından bu yana ilk kez kamuoyuna açık ve son derece sert bir uyarıda bulundu.
Aramco CEO'su Amin Nasser
"Küresel ekonomi için sonuçları felaket olur"
Aramco'nun üç aylık kazanç toplantısında yatırımcılara ve basına seslenen CEO Amin Nasser, Orta Doğu'daki çatışmanın devam etmesinin petrol piyasası ve küresel ekonomi üzerinde "sert ve felaket niteliğinde sonuçlar (catastrophic consequences)" yaratacağı konusunda uyardı.
FT analistlerine göre Nasser'in bu çıkışı tesadüf değil. Geçtiğimiz hafta Katar Enerji Bakanı'nın "Enerji kesintileri dünya ekonomilerini çökertme potansiyeline sahip" açıklamasının ardından gelen bu Aramco uyarısı, Körfez ülkelerinin artan ekonomik tehlikeleri Trump yönetimine göstermek (ve savaşı bitirmeye ikna etmek) için yürüttükleri koordineli bir baskı stratejisi olarak yorumlanıyor.
Hürmüz kapandı, Suudiler Kızıldeniz'e kaçıyor
İran'ın gemilere yönelik tehditleri (ve dün ABD donanmasının tankerleri vurması) nedeniyle Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapanırken, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si fiilen kesildi. Irak, Kuveyt ve BAE üretimlerini kısmak zorunda kaldı.
Ancak Suudi Arabistan, ihracatını kurtarmak için devasa bir by-pass operasyonu başlattı. Normal şartlarda günde 7 milyon varil petrol ihraç eden ve bunun büyük kısmını Doğu kıyısından (Basra Körfezi/Hürmüz üzerinden) dünyaya gönderen Aramco, rotayı tamamen Kızıldeniz'e çevirdi.
CEO Nasser, müşterilerine Doğu kıyısı yerine ülkenin batısındaki (Kızıldeniz) Yanbu limanından yükleme yapmalarını söylediklerini açıkladı. Şirket, doğudaki üretim bölgelerinden Yanbu'ya uzanan Doğu-Batı boru hattının tam kapasitesini (7 milyon varil/gün) kullanıyor. Batı kıyısındaki rafinerilerin 2 milyon varillik kullanımının ardından, Suudi Arabistan Hürmüz'ü hiç kullanmadan Kızıldeniz üzerinden dünyaya günlük 5 milyon varil petrol ulaştırmayı planlıyor.
2 Mart'ta Ras Tanura vurulmuştu
Aramco'nun doğudaki (Körfez'e bakan) kapasitesini kullanmamasının tek nedeni nakliye riski değil. Nasser, Doğu bölgesindeki bazı orta ve ağır ham petrol üretim alanlarını şu an için kullanmadıklarını belirtti. Ayrıca haberde, Aramco'nun doğudaki en kritik tesislerinden biri olan Ras Tanura rafinerisinin 2 Mart'ta vurulduğu detayı da ilk kez net bir şekilde vurgulandı.
120 dolar paniği ve g7'nin acil müdahalesi
Savaşın tırmanmasıyla birlikte petrol piyasaları Pazartesi günü adeta çıldırdı. Yılın başında 60 dolar seviyesinde olan Brent ham petrolü, Pazartesi günü Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyesi olan 120 dolara ulaştı.
Fiyatların bu denli kontrolden çıkması üzerine küresel güçler acil durum butonuna bastı. Başkan Trump'ın "Savaş çok yakında bitebilir" şeklindeki yatıştırıcı açıklamalarının ardından fiyatlar bir miktar geriledi. Asıl müdahale ise bugün (Salı) toplanacak olan G7 Enerji Bakanları'ndan bekleniyor. G7'nin, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) koordinasyonunda devasa stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme kararı alması bekleniyor. Bu beklenti ve müdahale hazırlıkları, 120 doları gören fiyatları şimdilik 90 dolar bandına çekmiş olsa da, FT'ye göre piyasalardaki işlemler hala son derece değişken (volatil) ve pamuk ipliğine bağlı.(Ajanslar)
İran'dan ABD-İsrail'e sert mesaj! 'Açıkça ilan ediyoruz'
İran Meclis Başkanı Gabilaf, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 'Bugün istisnasız ve tereddütsüz şekilde göze göz, dişe diş kuralını uyguladığımızı açıkça ilan ediyoruz' ifadelerini kullandı
ABD-İsrail'in saldırılarına karşı misilleme operasyonlarıyla yanıt veren İran, yeni bir safhaya geçtiğini duyurdu.
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’e sert mesajlar verdi.
Muhammed Bakır Galibaf
'HİÇBİR SALDIRI CEVAPSIZ KALMAYACAKTIR'
Galibaf, "Düşman hangi eylemi gerçekleştirirse gerçekleştirsin, buna mutlaka orantılı ve anında karşılık verileceğini bilmeli. Hiçbir saldırı cevapsız kalmayacaktır. Bugün istisnasız ve tereddütsüz şekilde göze göz, dişe diş kuralını uyguladığımızı açıkça ilan ediyoruz" dedi.
Altyapılara yönelik saldırılara da değinen Galibaf, "Eğer altyapılara yönelik bir savaş başlatırlarsa, hiç şüphesiz biz de onların altyapılarını hedef alacağız" ifadelerini kullandı.
Ayetullah Mücteba Hamanei Kimdir?
Ayetullah Mücteba Hamanei’nin biyografisinden bazı bölümler yayımlandı.
Şehit İmam Hamanei’nin ikinci oğlu Ayetullah Müçteba Hamanei, 1969 yılında Meşhed’de doğdu. Dini temel eğitimini Ayetullah Müctehidi Tahrani Medresesi’nde tamamladı ve İran-Irak Savaşı döneminde cephelerde yer aldı. Savaşın sona ermesinin ardından, 1989 yılında dini eğitimini tamamlamak üzere Kum şehrine gitti ve 1992 yılının başlarına kadar Kum’da ikamet etti. 1992’de 5 yıllığına Tahran’a döndü ve eğitimine orada devam etti. 1997 yılında şehide Zehra Haddad Adil ile evlendi ve aynı yıl eğitimini tamamlamak üzere ikinci kez Kum’a gitti.
İleri düzey eğitimlerini Ayetullah Ahmedi Miyanecci, Ayetullah Rıza Üstadi, Ayetullah Evasıti ve Kum’un diğer bazı önde gelen hocalarından aldı. En üst düzey fıkıh ve usul derslerini şehit babası Ayetullah Hamanei’nin yanı sıra Ayetullah Cevad Tebrizi, Ayetullah Hüseyin Vahid Horasani, Ayetullah Musa Şübeyri Zencani, Ağa Mücteba Tahrani ve Ayetullah Muhammed Mümin Kumi’den aldı. Kendisi 17 yılı aşkın bir süre çeşitli ileri düzey derslere sürekli ve aktif olarak katılmıştır. Bilimsel metinler kaleme alması ve hocalarla ders dışında eleştiri ve soru-cevap formatında bilimsel konuları tartışması, bazı büyük alimlerin ona özel ilgi göstermesini sağladı.
Deha ve yeteneğinin yanı sıra azmi, dikkati ve bilimsel özgürlüğü, İslami ilimler sisteminde (özellikle fıkıh ve usul alanlarında) sayısız ve sağlam yenilikler üretmesine yol açmıştır. Derlenmiş İslami ilimler külliyatında düzenli ve tutarlı bir düşünsel temele sahip olması ve çeşitli konulardaki bilimsel üretimlerinde kendi temellerine bağlı kalması, onun ayrıcalıklarındandır. Temel bilimsel esaslardaki yenilikçi yaklaşımı, kapsamlı bir bilimsel ekolün doğmasını sağlamıştır. Bu bilimsel temeller, Şeyh Ensari, Ahund Horasani, Muhakkik Naini, Ağa Ziya Iraki, İsfahani, Burucerdi ve İmam Humeyni gibi bu ilmin önde gelenlerinin ekollerine olan hakimiyetiyle birleştiğinde çifte bir sağlamlık ve zenginlik kazanmıştır. Dini kaynakların incelenmesinde dönemin şartlarını ve dönemsel algıyı dikkate alması büyük önem taşımaktadır.
Eğitiminin yanı sıra sürekli olarak ders de verdi; Tahran’daki Ayetullah Müctehidi Medresesi’nde dini eğitimin bazı temel derslerini vermeye başladı ve 1995 yılından itibaren “Mealim” dersini vermeye koyuldu. Ayetullah Hamanei’nin tavsiyesinin ardından bu dersi durdurarak Şehit Sadr’ın “Halkat” dersini vermeye başladı. 1997’de Kum’a gittiğinde dersinin devamını bir arkadaşına devretti. 1998’de Kum’daki İmam Humeyni’nin evinde özel olarak “Resail” ve “Mekasib” derslerini vermeye başladı. Bir süre sonra, eski öğrencilerinden bazılarının katılımıyla özel olarak namaz konulu ileri düzey derslere başladı.
2004 yılında Halkat dersi, 2005 ve 2006 yıllarında ise Kum’daki medreselerden birinde üst düzey dersler verdi.
Dersleri 2007 yılında Feyziye Medresesi’ne taşındı ve 2008 yılında özel dersleri Ayetullah Hamaney’in Kum’daki ofisinde şekillendi. 2009 eğitim-öğretim yılının başından itibaren eski öğrencilerinin isteği üzerine, Kum’daki ofiste genel fıkıh dersi başladı. Bir yıl sonra, 2010’da genel usul dersi resmen başladı.
O, ders vermeden önce konuları ve bilimsel görüşlerini yazar ve derlerdi; ders verdikten sonra da fıkıh ve usul konuları kendi kalemiyle düzenlenmektedir ve bunun bazı ciltleri yayıma hazırdır.
Derslerinin notları uzun zaman önce bazı öğrencileri tarafından yayımlanmak üzere hazırlanmıştı, ancak kendisinin istememesi nedeniyle bugüne kadar genel olarak yayımlanmamış ve sadece yoğun taleplerin ardından bazı seçkinlerin ve alimlerin erişimine sunulmuştur.
Geçmiş alimlerin tarzı ve üslubuyla, dersler arasında öğrencileriyle samimi sohbete vakit ayırmaya özen gösterirdi ve yeniliklerinden biri de fıkıh dersinin başında Kur’an-ı Kerim tefsirine birkaç dakika ayırmasıydı.
Derslerinin bir diğer önemli özelliği, öğrenci yetiştirmeye verdiği önem ve öğrencilerin sorularına gösterdiği özel dikkatti; bu durum çoğu zaman ders sonrasına da taşar, bazen öğrenciler uzun görüşmeler şeklinde sorularını iletir, sabır ve ilgiyle cevap alırlardı.
Üstadın dersinin özel noktalarından biri de, öğrencilerin bazı alt konuları bilimsel olarak sunmaları için yaptığı planlamaydı; bu, eleştiri gücü ve hüküm çıkarma pratiği için gerekli zeminin oluşturulmasında oldukça etkiliydi.
İçerik ve öğretim tarzındaki yenilikler, Kum’daki dersinin zamanla en kalabalık derslerden biri haline gelmesine neden oldu ve koronavirüs dönemi öncesinde 400’den fazla kişi onun dersine katılıyordu. Koronavirüs döneminde dersi çevrimiçi olarak yapıldı ve sonrasında da Tahran’da ikamet etmesi ve Kum’a gidiş gelişlerin kısıtlı olması nedeniyle aynı şekilde devam etti. 2023 eğitim-öğretim yılının başında 1300’den fazla kişi dersine kayıt yaptırdı; ilk oturuma 700’den fazla kişi katılmışken, aniden dersinin tatil edildiğini duyurdu ve öğrencilerinden helallik istedi. Bu olayın ardından Kum’daki 1000 öğrenci ve hoca, dersin yeniden başlaması talebinde bulundular; ancak kendisi, dersin tatil edilmesinin nedeninin zikredilemeyecek manevi bir durum olduğunu belirtti ve ayrıca birçok iyi hocanın derslerinin sönük geçtiği veya tatil edildiği bir ortamda, kendi dersinin bu kadar yoğun bir katılımla yapılmasının yersiz olduğunu vurguladı. Öğrencilerini diğer hocalara yönlendirdi. Yoğun talepler üzerine, bir süre sonra bilimsel çalışmalarını derslerini yeniden yazmaya odakladı ve bu çalışmalar halen devam etmektedir.
Kum’daki dini eğitimin güçlendirilmesi kaygısı, devrimci kurumları desteklemenin yanı sıra bağımsız olarak bazı bilimsel merkezler kurmasına yol açtı. Hem bilimsel meselelere hem de sosyal kaygılara, özellikle de yoksullara hizmet etmeye aynı anda dikkat etmesi, bu okullarda kapsamlı bir programın şekillenmesini sağladı. Kendi şahsının merkeze alınmaması konusundaki olağanüstü özeni ve yaygın olan bazı rekabetlerden kaçınması birçok yetkilinin takdirini toplamış ve çok geniş bir yelpazedeki hoca ile din adamının bu kurumlara yönelmesine neden olmuştur.
Eğitim, öğretim ve diğer meşguliyetlerinin yanı sıra, Kum ve Meşhed’deki bazı büyük alimler ve hocalarla kurduğu yakın ilişki de büyük önem taşımaktadır. Şehit Lider’in ülkenin bazı önemli işlerinin yürütülmesindeki pek çok meselesini takip etmesi, bu ilişkilerin sonuçlarından biriydi; o, yıllarca babasının yanında en yakın yoldaşı olarak işleri takip etmiş ve yürütmüştür. Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei’nin kişiliğinin önemli yönlerinden biri de ahlak ve irfan büyükleriyle olan iletişimiydi.
Ülkenin makro düzeydeki yürütme işlerine hakimiyeti, farklı dönemlerde sistemin birçok üst düzey yetkilisiyle yakın ilişkisi ve çok sayıda toplantı düzenlemesi, gelecekte pek çok etki ve bereketin kaynağı olabilecek paha biçilmez bir tecrübe sağlamıştır. Çeşitli bilim dallarındaki geniş çaplı çalışmaları, uzmanlarla sürekli toplantılar yapması ve ülkenin yönetim alanındaki mikro ve makro meselelerinde (ekonomik istikrar, temel tüketim mallarının fiyatlarında istikrar çözümleri, ucuz ve modern inşaat projeleri, tarım sisteminin dönüşümü, yapay zeka vb.) temel çözümler elde etmesi İslami İran için değerli bir sermaye oluşturmuştur.
Askeri komutanlar ve direniş cephesi liderleriyle, özellikle Seyyid Hasan Nasrallah ve Şehit General Kasım Süleymani ile sürekli iletişimi, kişiliğinin bir diğer önemli yönüdür.
Tüm bu hususlar, Amerika ve İsrail’in kendisine yönelik düşmanlığına ve fiziksel olarak ortadan kaldırmaya yönelik çabalarına neden olmuştur; ancak tüm bu düşmanca eylemler bugüne kadar başarısızlığa uğramış ve bu şahsiyet korunmuştur.
İran'ın yeni lideri belli oldu! Uzmanlar Meclisi duyurdu
İran Uzmanlar Meclisi üyesi Eşkevari, yeni lider olarak Mücteba Hamaney’in seçildiğini açıkladı. Resmi duyurunun yakında yapılması bekleniyor.
İran'ın yeni lideri belli oldu! Uzmanlar Meclisi duyurdu
İran’da liderlik konusunda dikkat çeken bir açıklama geldi. Uzmanlar Meclisi Gilan Vilayeti Üyesi Seyyid Ali Hüseyni Eşkevari, yeni lider olarak Mücteba Hamaney’in seçildiğini söyledi. Meclis üyelerinin büyük çoğunluğunun bu isim üzerinde mutabık kaldığını belirtti. Yeni liderin resmi olarak yakın zamanda kamuoyuna tanıtılmasının beklendiği ifade edildi.
İRAN'IN YENİ LİDERİ BELLİ OLDU
İran Uzmanlar Meclisi Gilan Vilayeti Üyesi Seyyid Ali Hüseyni Eşkevari, İsrail- ABD'nin 28 Şubat’taki saldırısında ölen Ali Hamaney’in oğlu “Mücteba Hamaney’i yeni lider olarak seçtiklerini” belirtti.
Eşkevari, sosyal medyada yer alan açıklamalarında, Uzmanlar Meclisi’nin, ülkenin yeni liderini seçtiğini söyledi.
Uzmanlar Meclisi’nin büyük bir çoğunlukta yeni liderin ismi üzerinde mutabık kaldığını belirten Eşkevari, “İnşallah Hamaney ismi İran’ın yeni lideri olarak devam edecek.” dedi.
Öte yandan Uzmanlar Meclisi Başkan Yardımcısı Ayetullah Hüseyni Buşehri ise yeni liderin yakın zamanda tanıtılacağını belirtti.
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.
İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.
Uzmanlar Meclisi'nin İran İslam Devrimi'nin üçüncü liderini belirleme bildirisi şu şekildedir:
"Bismillahirrahmanirrahim,
Şerif ve hür İran İslam Milleti, Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.Uzmanlar Meclisi, büyük lider İmam Hamaney (Allah onun tertemiz ruhunu kutsasın), diğer kıymetli şehitler, özellikle silahlı kuvvetlerin fedakar ve yüce komutanları ile Minab şehrindeki Tayyibe Mektebi öğrencilerinin şehadetini taziye ederek ve suçlu Amerika ile habis Siyonist rejimin vahşi saldırısını kınayarak şunu bildirir: Bu Meclis, şehitlik haberinin ve İslam Devrimi'nin bilge liderinin manevi yükselişinin duyurulmasının hemen ardından, savaşın ağır koşullarına ve düşmanların bu halk kurumuna yönelik doğrudan tehditlerine ve Uzmanlar Meclisi Sekreterliği ofislerinin bombalanmasına (bu saldırı birkaç çalışanın ve koruma ekibi üyesinin şehadetiyle sonuçlanmıştır) rağmen, İslami sistemin liderini seçme ve tanıtma sürecinde bir an bile tereddüt etmemiş ve anayasa ile Uzmanlar Meclisi iç tüzüğünde belirtilen görevler gereği, olağanüstü toplantının düzenlenmesi ve yeni liderin tanıtılması için gerekli tedbir ve hazırlıkları gündemine almıştır. Bu doğrultuda, ülkenin dört bir yanında bulunan saygıdeğer Meclis üyelerinin bir araya gelmesi için uygun planlamalar ve gerekli koordinasyonlar yapılmıştır; ta ki, anayasanın 111. maddesindeki geçici konsey oluşturulmasına dair akıllıca öngörülere rağmen, ülke liderlik boşluğuna düşmesin.
Uzmanlar Meclisi, Gaybet döneminde Veliyyi Asr (Allah zuhurunu hızlandırsın) çağında Velayet-i Fakih'in yüce makamına ve İslam Cumhuriyeti sisteminde liderlik meselesinin önemine değer vererek, Devrim'in iki imamının 47 yıllık, izzet, bağımsızlık ve otorite ilkesine dayalı hakimiyetini takdirle anar ve o ilahi ve halkçı liderlerin hatırasını yad ederek şunu ilan eder: Bu Meclis, kapsamlı ve titiz incelemeler ve anayasanın 108. maddesi kapasitesinden yararlanarak, dini görevi ve Yüce Allah'ın huzurunda bulunma inancıyla, bugünkü olağanüstü toplantısında, Uzmanlar Meclisi saygıdeğer üyelerinin ezici oyuyla Ayetullah Seyid Mücteba Hüseyni Hamaney'i (Allah onu korusun) kutsal İran İslam Cumhuriyeti sisteminin üçüncü lideri olarak belirlemiş ve tanıtmıştır.
Son olarak, anayasanın 111. maddesi uyarınca oluşturulan geçici konsey üyelerine teşekkür ederek, tüm şerif İran milletini, özellikle havza ve üniversitenin seçkinlerini ve aydınlarını, liderle biat etmeye ve Velayet ekseni etrafında birliği korumaya davet eder ve Yüce Allah'ın bu ülke ve büyük halkı üzerindeki lütuf ve inayetinin devamını diler."
İran değil Trump ve Netanyahu zorda
ABD/İsrail İran saldırısı…
Bugün 9. günü.
Amerika’nın bölgedeki üsleri…
5 Filo’nun limanı…
Hepsi vuruldu.
Amerika askerlerini otellere taşıdı.
Oralar da hedef alındı.
ABD 6 ölüden söz ediyor.
Bu sayıya inanan bir kişi bile yok.
KÜRT HAMLESİ
O kadar sıkıştılar ki…
Kürtleri harekete geçirmeye çalıştılar.
Bekledikleri olmadı.
Kürt aşiretler:
“Devletimizin yanındayız.”
Barzani, Talabani:
“Biz bu savaşa girmeyeceğiz.”
ABD Dışişleri Bakanı Rubio…
“Böyle bir niyetimiz yok.” açıklaması yaptı.
Trump da geri adım atmış görünüyor.
Ama bölgeden gelen haberler…
Güvenlik birimleri vuruluyor.
ABD/İsrail’in “kara güçlerine” yol açılmaya çalışılıyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ
Körfez ülkelerinde tepkiler yüksek.
Amerika hedef alınıyor.
Bahreyn’de insanlar ayakta…
“Hamaney şehit” diye sokaktalar.
Krallarda, emirlerde panik başladı.
İsyanlar bastırılmaya çalışılıyor.
Yapılan açıklamalar:
“Topraklarımızı İran’a yönelik saldırıda kullandırmıyoruz.”
HESAP TUTMUYOR
Yapılan hesap şuydu:
“Saddam gitti, Irak düştü.
Kaddafi gitti, Libya düştü.
Esad gitti, Suriye düştü.
Hamaney gitti, İran düşer.”
Ama hesap tutmadı.
Hamaney’in şehit edilmesi…
İran’da direnişi büyüttü.
Yanlış hesap İran’dan döndü.
HALK KORKMUYOR
İran’dan gelen görüntüler…
Tahran, Tebriz, Meşhed, İsfahan, …
Meydanların yakınları bombalanıyor.
“Halk paniklesin…
Meydanlara çıkmasın.” isteniyor.
Ama tam tersi yaşanıyor.
Meydanları dolduran on binler…
Bir milim bile kıpırdamıyor.
SUÇLU KİM
Hamaney’in öldürülmesi…
168 çocuğun katledilmesi…
Trump başka, dışişleri başka konuşuyor.
Pentagon bir öyle, bir böyle…
Suçu İsrail’in üzerine atmaya çalışanlar var.
Bazıları da şunu söylüyor:
“İsrail saldırdı.
ABD mecburen peşine takıldı.”
Amerika’yı aklama çabası.
İRAN FÜZELERİ
İran füzeleri…
Artık hedefi daha rahat vuruyor.
Nedeni de belli.
Bölgedeki radarların imha edilmesi.
İran hata yaptı diyenler…
Bunu hesaplıyorlar mı acaba?
İran yöneticileri Körfez ülkelerini arıyor.
Durumu anlatıyor.
Halkları anladı, yöneticileri de anlayacaktır.
ABD’YE GÜVEN
Körfez ülkeleri sokakları…
ABD’nin niyetini gördüler.
“Biz onların umurunda değiliz.
Onların tek derdi İsrail.” görüşündeler.
Bu tüm bölgede yayılıyor.
Bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının işareti.
ARAYIŞLAR
ABD şaşkın…
Yeni arayışlar gündemde.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın açıklaması:
“Bazı ülkeler arabuluculuk girişimlerine başladı.
Onlara yanıtımız açık…
Bölgede kalıcı barışa bağlıyız.
Ancak ülkemizin onurunu ve otoritesini savunmaktan da çekinmiyoruz.
Arabuluculuğun hedefi…
İran halkını hafife alarak ateşi başlatanlar olmalıdır.”
Bloomberg’in haberi…
Bazı Avrupalı yetkililere dayandırmış…
“Suudi Arabistan, gerilimi azaltmak ve savaşı sona erdirmek amacıyla İran ile doğrudan temaslarını artırdı.”
Yaşananlar ortada…
İran değil Trump ve Netanyahu zorda.
Aliyev ile Pezeşkiyan görüştü! 'Nahçivan saldırısı ile ilgimiz yok'
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüştü. Nahçıvan’a yönelik saldırıyla İran’ın ilgisi olmadığını söyledi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran’daki olaylarda hayatını kaybeden siviller için taziye mesajları iletildi. Pezeşkiyan, Nahçıvan’ın havadan bombalanmasıyla İran’ın herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi. Taraflar olayın ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini vurguladı.
ALİYEV İLE PEZEŞKİYAN GÖRÜŞTÜ
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i aradı.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran İslam Cumhuriyeti Yüksek Lideri Ayetullah Seyyed Ali Hamenei ve çok sayıda sivilin ölümü nedeniyle taziyelerini iletmek ve İran'a insani yardımda bulunma niyetini belirtmek üzere Azerbaycan'daki İran Büyükelçiliğini ziyaret ettiği için Devlet Başkanı'na minnettarlığını ifade etti.
Mesud Pezeşkiyan, Nahçıvan'ın havadan bombalanmasıyla ilgili olayın İran'la hiçbir bağlantısının olmadığını belirterek, olayın soruşturulacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İran'da son dönemde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden çok sayıda sivil nedeniyle bir kez daha başsağlığı dileklerini iletti.
Devlet Başkanı, Nahçıvan'da meydana gelen olayın soruşturulmasının önemini vurguladı.
İran misillemeleri menzili genişletti: Hayfa, Tel Aviv ve Arifjan aynı anda vuruldu!
İran Ordusu, kamikaze dronlarla düzenlediği devasa operasyonda İsrail’in kalbi Tel Aviv ve stratejik liman kenti Hayfa’nın yanı sıra, Kuveyt’te bulunan ABD’nin Arifjan Kampı’nı hedef aldığını duyurdu.
İran Ordusu, son saatlerde gerçekleştirdiği koordineli dron operasyonlarıyla işgalci güçlere ve bölgedeki destekçilerine ağır bir darbe indirdi. Hava ve Deniz kuvvetlerinin ortaklaşa yürüttüğü harekâtta, kamikaze dron sürüleri İsrail’in savunma kalkanlarını aşarak kritik noktaları vurdu. Operasyonun asıl şok dalgası ise Kuveyt’ten geldi; ABD’nin bölgedeki lojistik kalbi olan Arifjan Kampı, İran dronlarının açık hedefi oldu.
İSRAİL’İN KALBİ HEDEF ALINDI
İran Ordusu'ndan yapılan resmi açıklamada, operasyonun ilk ayağının İsrail’in en kritik iki kenti olan Hayfa ve Tel Aviv üzerine yoğunlaştığı belirtildi. Belirlenen stratejik noktaların kamikaze dronlarla vurulduğu ifade edildi.
ARİFJAN KAMPI’NA ÇOK YÖNLÜ MİSİLLEME
Operasyonun en dikkat çekici detayı ise Kuveyt’teki ABD varlığına yönelik saldırı oldu. Bildiride, Arifjan Kampı’ndaki Amerikan askeri tesislerinin çok boyutlu bir şekilde hedef alındığı belirtildi. Hedef alınan noktalar arasında; mühimmat ve gelişmiş ekipman depoları, hava savunma mevzileri ve radar sistemleri, sinyal istihbaratı (SIGINT) toplama sahaları, askerlerin konakladığı çadırlar ve lojistik hangarlar bulunuyor.
LOJİSTİK VE İSTİHBARAT AĞINA AĞIR DARBE
Saldırının sadece askerleri değil, doğrudan Pentagon’un bölgedeki "beyin ve kas" gücünü hedef alması dikkat çekti. İstihbarat toplama sahalarının ve mühimmat depolarının vurulması, ABD’nin bölgedeki operasyonel kabiliyetine kritik bir darbe vurduğu belirtiliyor. İran, bu hamlesiyle bölgedeki hiçbir ABD üssünün "dokunulmaz" olmadığını ve her noktanın menzilleri dahilinde bulunduğunu tüm dünyaya ilan etmiş oldu.
İran’da Kışkırtmanın Arkasında Kim Var?
İran zengin bir ülke…
Büyük petrol rezervleri var…
Ama emperyalistler rahat bırakmıyor.
1979’dan beri yaptırım uygulanıyor.
“Amerika’nın Şah’ı” devrildi…
İntikamını böyle almaya çalışıyor.
“İran Devrimi uzun süre ayakta kalamaz…
Baskılara direnemez” diye düşünmüştü.
Ancak hesapları tutmadı.
SÜREKLİ FIRSAT KOLLADILAR
ABD-İsrail hiç boş durmadı.
Ekonomik olarak sıkıştırma…
İç kargaşa yaratma…
Öğrenci olayları…
Benzin zammı protestoları…
Mahza Amini kışkırtmaları…
Bunlar sadece birkaçı…
Her olayı kullanmaya çalıştılar…
Ama hiçbirinden sonuç elde edemediler.
İran’ı teslim alamadılar.
12 GÜN SAVAŞI
Sonunda fiilen saldırdılar.
Önce İsrail, arkasından Amerika.
12 Gün Savaşı.
Başkalarında ülkeden kaçışlar başlardı.
İran’da tam tersi oldu.
Sınır kapılarında kuyruklar…
Ülkeden kaçmak için değil…
Ülkeye dönmek içindi.
İran’ı tanımayanlar bunu bir türlü anlamadı.
SON OLAYLAR
İran’da yaşanan enflasyon…
Dünya petrol fiyatlarındaki düşüş.
İhracat gelirinin azalması…
Ödemelerde yaşanan güçlükler…
Merkez Bankası devalüasyona zorlandı.
Doğal olarak tepki gösterdiler.
İran yönetimi de protestoları normal buldu.
İlgililere “Talepleri dinleyin.
Ne yapılabilir araştırın” talimatı verildi.
ABD VE İSRAİL
ABD ve İsrail…
Hemen durumdan vazife çıkarmaya çalıştı.
X’in Farsça hesabından devreye girdiler.
ABD Dışişleri:
“Göstericilerin cesaretini takdir ediyoruz.
Yanlarındayız.”
Mossad:
“Birlikte sokaklara çıkın.
Zamanı geldi, biz sizinleyiz.
Sadece uzaktan ve sözle değil…
Sahada da sizinleyiz.”
Eş zamanlı terör örgütü PJAK da devreye sokuldu.
TRUMP’IN AÇIKLAMASI
ABD Başkanı Trump…
Kendi ülkesinde yaşananları…
Göstericilere yaptıklarını unuttu.
İran’ı tehdit etti.
“Göstericilere şiddet uygulamayın.
Uygulanırsa onları kurtarırız.
Silahlarımız hazır ve tetikteyiz” dedi…
Açıkça kışkırtıcılık yaptı.
İRAN HALKI REDDETTİ
İran halkı yine onurlu davrandı.
İlk gün sokağa çıkanlar…
Geri çekildi.
ABD, İsrail planına pirim vermedi.
Tebriz, İsfahan ve diğer vilayetler…
Esnaflar, tüccarlar, geniş kesimler…
Net tutum aldılar.
Tebrizlilerin yaptığı açıklama:
“Tebrizli tüccarlar taleplerini, yaşam ve ekonomi sorunlarını her zaman yüksek sesle dile getirmişlerdir. Ancak bu talepler asla kötü niyetli gruplar ve düşmanca örgütler tarafından sömürü için bahane olarak kullanılmamalıdır… Köklü bir geçmişe sahip Tebriz Çarşısı, İslam Devrimi’ni destekleme ve bu ulusun düşmanlarına karşı sağlam durma konusunda seçkin bir tarihe sahiptir. Dış propaganda ve kışkırtmalara karşı ödün vermez. Tebriz Çarşısı’nın onların sahnesi olmayacağını ve şehrin iş dünyasının, asla düşmanlarının amaçlarına hizmet etmeyeceğini bilmelidir.”
İRAN AŞAR
İran bu tür sıkıntıları çok yaşadı.
Hepsini aştı, yine aşar.
Gösteriler olurken “gizli hücrelere” yapılan operasyonlar…
Tahran yönetiminin dikkatli olduğunu gösteriyor.
Sızmalara karşı tetikteler.
İran’ın güveliği Türkiye’nin ve bölgenin güvenliğidir.
Irak’ta, Suriye’de, Libya’da olanlar…
Herkes ders çıkarmalı.
Bölge ülkeleri zor günlerinde birbirine destek olmalı.
Ankara, Şam, Bağdat, Tahran, Moskova güçlü olmalı.




















